ARTVİN UMKE EĞİTİMİ
27KASIM-1ARALIK tarihleri arasında yapıldı. Bakanlığın belirlediği standartlar içerisinde gerçekleşen bu eğitim doğrusu çok güzel geçti. Öncelikle misafirperverliği ve nezaketi için Artvin ilsağlık müdürümüze ve Artvin,Erzurum UMKE gönüllülerine yürekten teşekkür ediyoruz.
Eğitim süresince bir çok yeni bilgi, tecrübe, arkadaşlıklar, hatıra, fotoğraf ve izlenimler edindik. Her günün ayrı bir özelliği vardı. Bunları gün ve gün anlatalım ki unutulup gitmesin. Afetlere h
azırlanan bu gönüllü sağlıkçıların emekleri görülmeye ve okunmaya değer.0.GÜN : Yolculuk ve yerleşme ile geçti. Gümüşhane umke olarak 10 kişi katıldık bu eğitime. Bizi Artvin ve Erzurum umke gönüllüleri karşıladı. Konaklama için ayarlanan yer Polisevi idi ama eğitimin İl spor müdürlüğüne ait bir salonda ve yemeklerin ise Öğretmenevinde olacağını öğrendik. Şaşırmıştık ama organizasyonun iyi düzenlenmiş olması sayesinde bir sıkıntı yaşanmadı.
1.GÜN: Sabah kahvaltısı ve Açılıştan sonra teorik derslere başladık. Eğitim salonumuz tam da bizlere yetecek kadardı. İlk günkü konular biraz sıkıcı olsada güzel geçti. Kalabalık olduğumuz için tanışma faslı biraz sürdü. Herkes kendisi ile ilgili bilgileri bir kağıda yazıp torbaya attı karışık olarak herkes bir başkasının kağıdını okudu. Destan yazanlar da oldu, kısa ve net olanlar da , kısacası umke günleri böyle başladı. Tenefüslerde sigara dumanı teneffüs ederek, yine sağlıkçılar olarak bu büyük tezatı gerçekleştirdik. Öğretmenevinde öğle ve akşam yemeklerini yedikten sonra polisevine geçeip dinlendik. Akşam saatlerini çoğu arkadaşımız okey, batak ve benzeri oyunlar oynayarak geçirdiler. Birkaç kişi ise satranç, bilardo ve tavla oynayarak bu ortama dahil oldular.

2. GÜN: Eğitim devam ederken salonun devasa kalorifer petekleri bizi baya bunalttı ama yılmadık. Ertuğrul ve Gürsel beyin ferahlatıcı konuları bizim için çok faydalı oldu :) Eğitim sonrası
Artvin'in çarşısını şöyle bir dolaştık, çok sürmedi zaten fakat nerdeyse her dükkanın tabelasındaki tuborg ve efes reklamları dikkatimizi çekti doğrusu. Artvin , il merkezinde trafik lambası olmayan tek il olduğunu öğrendik ve burada şoförlerin tek kaza yapma şansı olduğunu kendi gözlemlerimizle rahatça sötleyebiliriz. İkinci şansları maalesef yok. Biz Gümüşhaneyi çok sıkışık zannederdik Artvini gördükten sonra tüm fikrimiz değişti. Burası Gümüşhane ovası :) Akşam ise yine aynı hummalı oyun faaliyetleri devam etti ama bu sefer oyundaki takımlar değişerek.

3. GÜN: Misafir Eğitimci olarak Dahiliye ve Anestezi uzmanlarının katılması ve pratik uygulamalarla bu gün daha renkli geçti. TYD ve iYD de son değişiklikler, Crush sendromu
afetlerde işimize yarayacak konular. Maket üzerinde entübe çalışması ve Laringeal maske yerleştirme pratikleri yapyık. Hasta taşıma tekniklerinde ise Battal Adıgüzel sayesinde çok öğretici ve eğlendirici bir ders aldık. Yarın kamp olacağını biliyorduk ama tam olarak nerde ve nasıl bir kamp olacağını bilmiyorduk. Kampa gitmeden önce yapmamız gereken hazırlıklar anlatıldı, beklentilerden ve çekincelerden bahsedildi. Psikolojik olarak hepimiz hazırdık zaten ama bedensel olarakta hazır olmak lazımmış, onuda kampta öğrendik. Dağılmadan önce hepimize yarın giyeceğimiz tulum ve montlar verildi. Yemekten sonra yine Polisevinde ki oyun faaliyetlerine başlamıştık ki. Öğretmen evindekalmakta olan eğitmenlerimiz bizi ziyarete geldiler.

Gönül isterdi ki tüm umke gönüllüleri bir arada kalsaydı ama sayımız fazla olduğundan (47 kişi) ayrı ayrı konakladık. Olsun gönüller birdi hepimiz afetlerde tekyürek çalışmaya hazırız.
4. GÜN (Kamp) : Sabah daha erken kalkıp tulumlarımızı giydik ve Öğretmenevine kahvaltıya gittik. Ordanada direk kamp alanına geçtik. Yolu stabilize ve çok virajlıydı fakat kamp alanına vardığımızda yüzümüz güldü. Malzemeleri araçlardan hep beraber indirdik daha sonrada kamp ateşi için etraftan odun toplamaya başladık.Yeterli miktarda odun toplanınca sıra geldi yaralı paketleme ve çadır kurma eğitimne. Bütün çadırlar kurulduktan sonra bir hayli yorulmuş ve acıkmıştık. Kumanya dağıtıldığını görünce hemen sırayla alıp karnımızı doyuralım dedik ama tırmanış esnasında yolda yiyeceğimiz söylendi.Ya sabır diyerek düştük yollara ve sonunda mola verip hem nefeslendik ve karnımızı doyurduk diyemiyorum çünkü kumanya sadece açlığımızı biraz gidermeye yaradı. Tekrar düştük yollara, rehberimiz en öndeydi ona yetiştikten bir süre sonra aslında bölgeyi iyi bilmediğini ve rehber diye bizi ööylesine yürütmesi talimatı verildiğini öğrendim :) Yani varacağımız belli bir

yer yoktu, neyse bir köye varınca soluklandık ve geri dönüp inişe geçtik. Kamp alanına vardığımızda bir hareketlilik başladı. Kaçkar TV muhabiri ve kameramanı oradaydı hemen enkaza gidilmemiz söylendi ve çalışmaya başladık kazazedenin yakınları bile ayarlanmıştı biz çalışırken onlarda rolleri icabı bizi rahat bırakmadılar. Enkaz çalışması sonrasında röportajlar yapıldı ve ayrıldılar. Bizler ise Timlere ayrlarak sırayla enkaz çalışması yaptık ve bitirip kamp ateşinin etrafını çevirerek ısınmaya, dinlenmeye ve yemeğimizin hazır olmasını beklemeye koyulduk.

Karnımızı doyurduktan sonra yine ateşimizin başından pek ayrılamadık : ) soğuktu. Şarkılar söyledik halay çektik ve bunlar yapılırken sık sık Hacı Cesim'in " - Artvinden iki , Gümüşhane ve Iğdırdan birer kişi nöbete ... " diye seslendiğini duyuyorduk. Bunlar olup biterken geceye doğru çadırlara çekilip ukuya dalanlar oldu. Günün yorgunluğunu üzerinden atmak için inzivaya çekilen bu insanlara hiç acımayan bir düdük sesi duyuldu. Akşam saatlerinde Kampımıza teşrif
eden Erzurum ASH Şb.Md. Dr. Özgür Çelebinin elindeydi bu düdük. Saat 02:30 'du ve bütün çadırları boşaltın diye bağırıyordu. Hemen herkes dışarı fırladı Timler belirlendi ve enkaz çalışmasına başladık , daha yeni uyananlar vardı bu soğuk ve karanlıkta çalışırken Battal beyin hırsızlıklarının önüne kimse geçemiyordu. Bittiğinde ise akıllarda şu soru kaldı "acaba başka birşey kaldımı, başımıza bir iş daha çıkaracaklar mı?" Neyseki maraton bitmişti, herkes çadırlarına çekildi. 7-8 kişi ise sabaha kadar ateşin başında uyanık kalmayı tercih etti.
